8/5/2008 - Aşk...özgürlük...
Aşk…
Çarpıştık! ben düşen kelimelerimi toplarken göz göze geldik hayatla…saçlarındaki deniz kokusunu duydum,endamındaki al benisi başımı döndürdü.gözlerinin yeşili baharı müjdeliyordu.avuçlarında ki yıldız kümeleri kurtarmaya yetmişti gecelerimi.yüreğindeyse kocaman bir güneş vardı.dokunduğu yerde mavi güller açıyordu.hangimiz daha önce aşık oldu onu hatırlamıyorum…
…Ve bir gün ellerini yüzüne kapatmış ağlıyordu hayat…akan makyajının altından gördüm kanayan gözlerini ve yüzündeki derin yaralarını ve bir kez daha aşık oldum ona.bu kez acılarına…şefkatle avuçlarından öptüm ve üstlendim bütün suçlarını.o gün bu gündür benim bütün suçların faili…
Özgürlük…
bir sabah aynaya baktığımda gördüm düşlerimin beyazladığını…ve elimdeki asayı çarptım yere ikiye bölündüm…
Bir yanım içimdeki toplu mezarların başına düştü…karanlıktı ,soğuktu,ıssızdı…her yanı sarmıştı kan kokusu, lal olmuştu dualarım…diğer yanım gümüş renkli ankanın kanatlarına tutundu.gökyüzü maviydi,yüksekti,aydınlıktı,dokunulmamıştı,temizdi,harikaydı…
Aşamadım içimdeki mezarların yüksek duvarlarını yürümeyi de bilmiyordum bende uçtum.toprak kokusuna hasretti içimdeki yağmurlar. rüzgarlarım,pencere kenarında yapay sevgilerle büyüyen menekşeleri okşamak istemiyordu artık.dağ başlarındaki yaban güllerini,dağ lalelerini arzuluyordu.
Yeter artık ,bırakın kanatlarımı taşlamayı…ağlamaktan geldim ben.siz bilmezsiniz onun tadını coşkusunu.rahat bırakın beni kelebeklerin ömrü kadar olan gülüşlerinizden istemiyorum.
Ilık bir mayıs sabahı toprak ananın bir sürü çocuğu olurken siz yine düşük yaptınız hayattan.içimdeki mezarlarda yer yok katlettiğiniz çocuklara.öldürdüğünüz her kuş için küfürler savuruyorum size...hayat diye sarıldığınız her şeyden çok daha gerçek benim ejderhalarım…
öğrenmelisiniz!hayat ona kafa tutanları sever…kendi mezarınızı kazmak yerine uçmayı denemelisiniz…açılmayan hiç bir kanat bilemez kendi büyüklüğünü …
EzHeR
|